Dün gece İstanbul da sadece yenilmedik. Ezildik, utandık, mahçup olduk. Futbolcu stoğumuzun yarışacağımız kulvar için ne kadar yetersiz, yarışacağımız rakiplerimiz için ne kadar orantısız olduğu milyonların şahitliğinde tarafımıza tebliğ edildi. İki yıl önce şubat ayında ligde şampiyon ilan edilen takımın aynı sezon aynı ayda küme düşme potasında bulunan rakibi karşısında ki acizliğine giden süreçten bir argüman paylaşalım.
Muslera- Kazımcan, Nelson, Abdülkerim, Boey- Torrera, Olivera, Mertens- Kerem, Radicha, İcardi. Yanlış anlaşılmasın bu kadro akşam karşımıza çıkan ekip değil. Galatasaray’ın geçen yıl Ankaragücü’nü yenip şampiyon olduğu on bir bu. Rakibimiz şampiyon bu kadroya Ziyech, Zaha, Tete, Kerem, Angelhinyo gibi rüya takviyeler yaptı. Yetmedi en az iki daha yapacak. Sadece kiralık Radicha’yı kaybettiler. Görüldüğü üzere rakibimizin başarıyı yönetebilen, sürdürebilen, hayal edebilen yönetici ve yönetim anlayışına mağlup olduk geçen iki yılda. Uğurcan- Dorukhan, Denswil, Hugo, Puchaz- Visca, Hamsik, Ömür, Siopis-Djanini, Cornelius on biri Trabzonspor’un iki yıl önce şampiyon olduğu Antalyaspor maçındaki kadrosuydu. Şampiyon kadrodan geriye Uğurcan, Abdülkadir ve Denswil kaldı. Hamsik’in yerine Kourbelis, Cornelius’un yerine Umut Bozok, Nwakayeme’nin yerine Trezaguet, Dorukhan’ın yerine Larsen, Djaniny’nin yerine Bardhi, Hugo’nun yerine Benkoviç’i transfer eden akıl ne futbol aklı ne de büyük takım vizyonudur. Sayın Ertuğrul Doğan’ın sezon başındaki "Küçüleceğiz" mealindeki demeci de mevcut vizyonun devamı anlamındadır.
Dün akşam ilk yarı boyunca sadece iki faul yapabilecek kadar aciz, tek isabetli şut atacak kadar basiretsiz, rakip ceza alanına üç dört kez girebilecek kadar yeteneksiz, sıfır virgül sfır sıfır gol beklentisi yaratabilecek kadar futbol fakiri bir takım vücuda getirmek için milyonlarca euro bütçeyi israf etmeye gerek yoktu. U 19 takımımızın oyuncuları asgari ücret mukabilinde bu müsabakaya çıkarılsa daha iyi istatistik yaparlardı.
Tamam rakibimizle aramızdaki toplam kalite farkını kabul ediyoruz. Lakin koskoca ilk yarıda iki faul yapabilecek kadar mücadele ruhsuzluğunu bu formaya yaşatmak kimsenin haddi değildir. Ekibimizin kreatif özellikli iki kramponu Bakasetas, Abdülkadir ile tek atletik futbolcusu Trezaguet mevcut sistemde ne skor üretebilirler ne de oyun. Gerisi zaten angarya.
Bardhi ve Kourbelis gibi futbolcuların bordo mavi formayı giyiyor olmaları taraftarlarımız için sadaka eksikliğine delalettir. İnşallah tez zamanda geldikleri gibi giderler. Birine henüz iki milyon euro verdiğimiz iki stoperin futboldan bihaber oldukları tamam da dünyadan da haberleri yok. Üç ay tatil yapıp iki antrenmanla sahaya çıkan İcardi ceza sahasında her topla buluştuğunda beş metre yarı çapında yapayalnızdı.
Kardeşim siz henüz yürüyerek oynayan bir adam karşısında nasıl dağılırsınız. Üstelik bizi bir kaşık suda boğan rakibimizin en az dört beş oyuncusu da emanetçi.
Galatasaray Başkanı Sayın Dursun Özbek’in maç sonunda hakeme ve TFF’ye ağır eleştirileri oldu. Adeta bu yıl saha dışında yaşanacakların fragmanı gibiydi. Her sezon ortasında ellerindeki gizli dosyaları lig bitince açıklayacakları iddiasını henüz duymadık. Sabredelim…
Maçın hakemi Atilla Karaoğlan o kadar formsuz ve yetersizdi ki acaba TFF bize "Kel başa şimşir tarak" mesajı mı verdi?