Memur ve memur emeklilerinin önümüzdeki iki yıl boyunca idari, mali ve sosyal kazanımlarının dizayn, revize edileceği toplu sözleşme görüşmelerinin arifesindeyiz.
Kurulacak cemiyette hükümeti Çalışma Bakanlığı, memurları Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur -Sen) temsil edecek. Ayrıca ilgili yasa gereği Kamu Sen ve KESK’ten de birer üye kenar süsü vazifesiyle yancılık yapacaklar.
Dikkat etmişseniz Memur Sen’in memurları temsil edeceğinden özellikle bahsettim. Çünkü memur emeklilerinin temsilcisi yok o cemiyette. Temsilcisi de yok, yareni de yok, sahibi de yok.
Masada "yağcılık" vazifesi görecek Memur Sen’inde umurunda değiller "yancılık" vazifesi görecek diğer iki konfederasyonun da.
Malum olduğu üzere Temmuz 2023 tarihinde memurlara yapılan 8.077 TL seyyanen zam ilgili mevzuata, ilgili vicdana, ilgili teamüle ve ilgili Cumhurbaşkanına göre memur emeklilerine de verilmeliydi, verilecekti. Sayın Erdoğan’ın bu hususta beyanatı, Sayın Bahçeli’nin dilek ve temennisi arşivlerde duruyor. Hani sözleri emir, görüşleri mefahir, duruşları zahir seviyesinde kabul gören bu iki devlet adamının memur emeklilerine verdikleri sözler var ya hala havada asılı hala sahipsiz.
İşte o hak gaspının akabinde ilk toplu sözleşme görüşmeleri bu günlerde başlayacak, yapılacak ya şöyle bir incelemeye aldım sendika ağalarının şapkalarını. Memur Sen’in doksan küsur talebi, Kamu Sen ve KESK’in dilek, temenni bölümünde neşredilecek istekleri arasında milyonlarca memur emeklisinin infialinden, intizarından, feveranından tek cümle bahis yok.
Çalışırken aidatları uğruna rica minnet üye yapılan, kul köle olunan, hal hatır sorulan insanlar emekli olunca dilden, gözden, gönülden düşüveriyor maalesef. Bu durum vefayla, vicdanla ya da töreyle sorgulanacak masumlukta değildir.
Mevcut kamu sendikacılığını; felsefesi ve icraatları ile bir saadet zinciri, bir kapitalist kemirgen, bir siyasi baston hüviyetinde tanımlarsak ne abartmış oluruz ne kabartmış.
Kamu geçmişime dönüp baktığımda tek nedametim bir memur sendikasına üye olmamdı. Bugün gördüğümüz muamelenin; itilmişliğin, terk edilmişliğin idrakine varabilseydim o zamanlar hiç bir sendikanın önünden geçmez, yüzüne bakmaz, hamasetine kanmazdım kesinlikle.
Artık biliyor ve hissediyorum ki biz emekli memurlar sendikalar için birer sayıdan ve aidattan ibaretmişiz. Lakin hem sendikal ağalar hem de aidatik marabalar bilmeli ki yarın herkes emekli olacak. İşte o zaman size verilecek aylığın belki de asgari ücretin yarısı kadar bir fitre, sadaka miktarında olduğunu görecek ve afallayacaksınız. Bir damdan düşen olarak sizleri ikaz ediyorum sadece, nacizane.
İlgili yasal mevzuat ve kurumlar emekliler için sil baştan dizayn edilmeli ve o toplu sözleşme masasında emekliler bağımsız temsilcileriyle yer almalıdır.
Düşünebiliyor musunuz hakkımızda ferman çıkaracak komisyonun bir tarafında bizi terk eden sendikalar diğer tarafında bizi istemeyen hükümet var. Hadi sendikalarla artık hesaplaşma imkanımız olmayacak ama hükümetle her beş yılda bir karakucak randevumuz olduğu unutulmasın.
Bu yazıda memur emeklisine dair tespit ve temennilerimiz diğer emeklilerin sefaletine hassasiyetimiz olmadığı şeklinde değerlendirilmesin lütfen. En azından iktidar sahipleri ve işçi sendikaları ara sıra onların mağduriyetine merhem olmaya çalışıyorlar. Nasıl mı? Altı aylık maaş artış oranları memur emeklisinin gerisinde kaldığında eşitlik sağlansın diye seyyanen destekleniyorlar. Peki, son üç dönemdir memur emeklileri diğer emeklilere göre yüzdelik bazda negatife (% 10 ) düştüğünde ses çıkaran var mı? Memur sendikaları dut yemiş bülbül rolünden çıktı mı?
Memur ve memur emeklilerinin idari, mali ve sosyal hakları aynı matematiksel işlemlere, kriterlere tabi tutulmamalıdır. Aksi halde memur ve emeklisinin maaşları arasındaki oran dörtte bire, beşte bire doğru hızla yaklaşacaktır. Örneğin yetmiş bin lira alan bir memura yüzde on beş artışla on bin beş yüz lira zam yeterli görülüp kabul edilirken aynı oranda birçok memur emeklisine dört bin liranın altında iyileştirme gözden kaçmakta, mecbur kalınmaktadır.
Bu absürt durumu tolere edecek, aradaki gelir uçurumunu en azından sabitleyecek bir çok çözüm mevcut. Bir tanesi şu olabilir. Aynı hizmet ve kategoriye sahip çalışana yapılan yüzdelik artış emeklisine seyyanen verilebilir.
Emeklilerin açlığa, yoksulluğa ve sefalete terk edilmelerinin aynı zamanda sosyolojik neticeleri olduğu da gözden kaçmamalıdır. Mevcut maaş skalası emekli olmak arzusunu körelteceğinden yeni, donanımlı, idealist gençlerin önü açılamayacağı gibi işgücü kapasitesi arızalanmış, kerhen çalışan ve verimli olamayan insan stoğu kamuda arz-ı endam edecektir.
Memur emeklileri bu ülkenin şamar oğlanı, süt oğlanı olmaya devam etmek istemiyorlarsa demokratik ve yasal her platformda gür, güçlü ve onurlu bir mücadele vermek durumundalar. Yoksa bugün diz üstü yarın sırtüstü sürünmeye devam ederler...