Geçen hafta küme düşeceği öngörülen Konyaspor'a bu hafta düşmemesi mucizelere bağlı Hatayspor'a kaybedenlerin utanmamak için çelikten bahaneleri ya da gerdirilmiş simaları olmalıdır. Değilse inzivaya çekilin ve doya doya utanın çocuklar.
Bazı maçları transfer sezonunda kaybedersiniz, bazı maçları hazırlık kampında, bazılarını maçın hemen öncesinde bazılarını doksan dakikada vb.
Trabzonspor yukarıda belirtilen bütün ihtimallerin, hataların kaçınılmaz neticeleriyle yüzleşiyor malesef.
Sezona Abdullah Avcı'nın planlanan oyun şablonu ve oyuncu tedarikleriyle girildi. Set oyunu oynanacak, tempo yapılmayacak, defansif güvenlik ön planda olacak, bulunacak bir sayı pamuklara sarılıp üç puan kazanılacaktı.
Ne oldu, nasıl oldu, hangi derinlikte işler kotarıldı bilemedik; Avcı tukaka edildi.
Yerine oyun felsefesi Avcı ile tabana zıt Şenol Güneş tercih edildi. Bu yapılan ağır vasıta bir araca F1 pilotu bindirmek gibiydi. Aylarca sabrımızı avuttuk, ümidimizi suladık, özlemlerimizi takside bağladık ama nafile. Ne Güneş'inde ısınabildik Şenol Hoca'nın ne de felsefesinde tatmin edebildik duygularımızı.
Üstteki cümlelerden Avcı hikayelerine güzelleme anlamı çıkarılmasın lütfen. Hafta içi oynanan UEFA Konferans Ligi son on altı eleme turu maçlarına dair televizyonda alt yazı geçilen skorlara denk geldim. Jagiellonia Bialystok, Boraç Banya Luka, Celje, Djugarden gibi ismini yazsanız Wikipedia'yı strese sokacak, konum bilgisine ulaşmak isteseniz WhatsApp'ı kaygılandıracak takımları görünce sezonun Avcı bölümündeki pespayeliğini de tartışılmayacak netlikte yadederiz elbette… Takımımız bu turnuvada grup aşamasına dahi kalamamıştı.
Dünkü rezaletin maç önü ve doksan dakikalık kesitinde kaybedilen üç puanın nedenlerini analiz edelim biraz da.
Öncelikle Saviç, Nwakaeme, Mustafa ve Pedro gibi ilk on birin orijinal parçalarından yararlanamadığımızı kabul edelim. Bu duruma ilave Zubkov ve Banza'nın hafta boyunca antrenmana engel sakatlıkları da işin tuzu biberi oldu. Hamle oyuncuları Draguş, Enis ve Folcarelli'nin fiziki hazır bulunmayışları bahanesine de çok itirazımız olmaz.
Lakin bir alt lige hazırlanan, konsantrasyonu kaybolmuş, dostlar alışverişte görsün şiarıyla Trabzon'a gelen ve yürüyerek oynayan bir takıma yenilmek ayıptır, yazıktır, günahtır.
Yediğimiz iki gol değil profesyonel kategoride mahalle maçlarında bile takım içinde gerginlik oluşturur, kavga başlatır. Bir ceza alanı içinde diğeri dışında gol vuruşu yapan rakibe rahatsızlık yok, engelleme yok, temas yok. Resmen iltimas geçilmiş.
Oysa hazır iki savunma beki yokken ve alternatifleri seviye altı durumdayken üçlü savunma denenebilirdi. Batagov, Hüseyin ve Serdar arkada Ozan, Okay, Cham, Zubkov ve Vişça ortada Banza ve Draguş önde başlayabilirdi.
Batagov, Lundstram, Hüseyin, Mendy, Okay gibi stoper donanımlı, ağır ve üretkenlikleri kısıtlı beş futbolcuyla sahaya çıkmak maçı zihinsel mecrada kaybetmek demektir. Bunlara hücum becerisi vasat Arif'i de eklediğimizde bir kör dövüşünün sergileneceği aşikardı zaten.
Yarı sakatlar Banza ve Zubkov, formsuz Vişça ve savruk Sikan'dan bekledik durduk planlasınlar, hazırlasınlar, üretsinler diye. O da olmadı tabi ki.
Neyse Şenol Güneş gibi bir futbol ulemasına taktik verme hadsizliğine çok da girmeyelim. Lakin Draguş gibi kreatif hücum aksiyonlarına haiz bir adamın hele böyle bir maçta çok daha önceden düşünülmemesi kabul edilemez. Bence Draguş an itibarıyla Sikan'dan bir iki level üst segmenttir.
Kulübümüzün, bu karanlık ve kaotik konjonktüründe alınabilecek fevri kararlardan uzak tutulması gerekir. Rasyonel akla, pragmatik hamlelere en çok ihtiyaç duyulan dönemdeyiz. Dün Şenol Hoca'nın saderetini isteyenlerle bugün azlini talep eden kitlenin sportif ve kurumsal gerçekliği kabul görmemelidir. Hocayı gönderelim yardımcıları devam etsin şıkkı asla telaffuz edilmemelidir. Güneş batacaksa yeni yıldızların doğumuna fırsat verilmelidir.
Maçın hakemi en az Trabzonspor kadar kötüydü. İlk penaltıyı zaten çalmamalıydı. Kestiği pozisyonda Sikan dönen topu gol yapabilirdi, asist yapabilirdi. Acele karar vererek net bir pozisyonu engelledi. İkinci penaltı da darbe var ve dolayısıyla VAR müdahalesi protokol ihlalidir. Daha komik olan sakatlık nedeniyle oyunu iki kere durduğunda Trabzonsporlu oyuncuların kontrolündeki topları hakem atışıyla rakip kaleciye teslim etmesiydi. Büyük ihtimalle İFAB'a muhalefetten adli kontrol ve statlara giriş yasağı alacaktır!