Öncelikle Süper Kupa finalinin İstanbul Olimpiyat Stadyumu’nda oynanması son derece yanlıştı. Ülkemizde bu kadar güzel statlar yapılmışken neden İstanbul?
Çok mu seyirci gelecekti!
Malum kötü hava şartları altında oynanan süper kupa finalinde Trabzonspor hem rakibini hem de hakemleri yenerek Süper Kupayı 9. kez müzesine götürmeyi başardı.
22 hafta geride kaldı. Trabzonspor bütün maçlarda hep 13-14-15 futbolcuyla sahada mücadele etti.
Diğer takımlar sahaya iki takım çıkarırken kadro derinliği olmayan, birçok bölgede alternatif ve en önemlisi forvet sıkıntısı yaşayan Trabzonspor buna rağmen Abdullah Avcı’nın gelişiyle birlikte olağanüstü mücadele örneği gösterdi. Hem süper kupayı kazandı hem de zirveye doğru emin adımlarla ilerliyor.
Maça gelirsek maçın daha başında hakemin gözü önünde Başakşehirli oyuncu Ponck’ın top eline çarpıyor. Hakem Yaşar Kemal Uğurlu devam diyor. VAR’dan da ses çıkmıyor.
Trabzonspor hakemlerden çektiği kadar hiçbir şeyden çekmedi. 1996, 2005, 2010 ve 2020 sezonlarından şampiyonlukları nasıl ve kimler tarafından elinden alındı, herkes çok iyi biliyor.
Maalesef hakemler çok etki altında kalıyor, gördüğünü çalamıyor. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Başakşehir olunca hiç tereddüt yok. Trabzonspor olunca doğrama işi başlıyor. Trabzonspor’un VAR’ı bile yok.
Yoğun kar yağışı altında oynanan karşılaşmanın ilk yarısında topa daha çok sahip olan, rakip kaleye şut atan da, pozisyona giren de Trabzonspor’du.
İlk 45 dakikada Demba Ba’nın çaprazdan bir şutu dışında rakibine hiç boş alan bırakmayan Trabzonspor vardı.
İkinci yarıya hızlı başlayan Trabzonspor’da, defans ve kalecinin hatasını affetmeyen Djaniny güzel bir kafa golüne imza atarak takımını 1-0 öne geçirdi.
Golden sonra daha rahat oynayan, kısacası sahada ne yaptığını bilen Trabzonspor vardı.
55. dakikada ise Trabzonspor’un net penaltısına gözlerini kapatan maçın hakemi Yaşar Kemal Uğurlu ile VAR’daki Abdulkadir Bitigen Edgar’ın eline çarpan topta penaltıya hükmettiler.
Fırtına aynı iki hakemin aynı maçtaki bu çifte standardına büyük tepki gösterdi.
Maçın 1-1’e gelmesi morallerin bozulmasına neden olsa da Başakşehir’e göre daha arzulu, istekli ve kupayı almak için varını yoğunu ortaya koyan bir Trabzonspor izledik.
On kişi kalmasından sonra tamamen direnci kırılan Başakşehir karşısında Trabzonspor’da özellikle maçın adamı seçilen Ekuban ve Berat’ı ayakta alkışlamak gerek.
O zor hava şartlarına rağmen kendisine atılan uzun topu o sahada sürüp kaleciyi de çalımlayıp boş kaleye göndererek Başakşehir’in fişini çeken Ekuban’a tek kelimeyle helal olsun.
Maçın bitimiyle birlikte büyük bir sevinç yaşayan Trabzonspor, 9. kupasına kavuşurken 12 hafta önce takımın başına gelen Abdullah Avcı’nın da hakkını teslim etmek gerek.
12 haftada 27 puan toplayarak ligde altıncı sıraya kadar yükselen ve Süper Kupayı müzesine götüren Trabzonspor’daki bu başarı Abdullah Avcı’nın eseridir.
Bunca kısıtlı kadroya rağmen öylesine güzel bir takımı oluşturdu ki, gerçekten takdir etmek gerek.
Trabzonspor’un nasıl aile takımı olduğuna dün akşam kupa maçında bir kez daha şahit olduk.
Başakşehir’in Hocası Okan Buruk’un “Maç sonrası hem hakemle hem de Trabzonspor’la mücadele ettik” söylemi son derece yanlıştı.
Sevgili Okan Hocam; geçen sezon bu hakemlerle şampiyon olmadınız mı? Trabzonspor’un tam 22 puanı gasp edilmedi mi? Geçen sezonu 6-7 hakemle sezonu tamamlamadınız mı? Aleyhinize bir tek hakem kararı var mı? Önce aynaya bakacaksın.
Süper kupayı taraftarlarına armağan eden Trabzonspor ara transfer dönemine sayılı günler kala bir orta saha bir de forvet transfer edebilirse ballı börekli olur diye düşünüyorum.
Herkese mutlu ve huzurlu haftalar dilerim…