|
Tweet |
A Milli takımımız dünya kupası macerasından sonra başladığı Uluslar A liginde de hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor. Milli takımın son altı aya yakın süreçte en istikrarlı olduğu parametre ise oyuncusundan, hocasından, federasyon yetkililerine kadar çok güzel özür diliyorlar. Ortak maç sonu açıklaması: “Türk halkından özür diliyoruz”
Gelelim bu özür silsilesinin devamını sağlayan İtalya maçına.
Son dünya kupasına gidemeyen İtalya milli takımı yeniden yapılanma sürecine girerek düştüğü yerden kalkma hesapları yaparken Uluslar A liginin ilk maçında evinde Belçika’ya 2-0 mağlup olarak moralsiz bir başlangıç yaptı. Milli takımımızın Fransa önünde mazeretleri fazla idi. Fransa’ya övgüler maç sonu da Türk halkından özürler. Her iki takımında maç önü mevcut durumu buydu. İtalya maçının ilk yarım saati zaten kırılma noktası oldu. 18 dakikada yenilen üç gol ile ilk yarıya nokta konuldu ikinci yarı içinse büyük bir avantaj sağlandı. Yenilen üç golde de Türkiye’nin savunma yerleşimi, geçiş için bırakılan alanlar ve ikinci toplardaki zaaflardandan faydalandı. Özellikle Kayode’nin bindirmelerinde milli takımın sol tarafı adeta yokları oynadı. Yenilen üç golde de benzer savunma problemlerin olması düşündürücüydü. Milli oyuncuların top kayıplarında kanatların arkasında oluşan alanlar, stoperlerin önündeki geniş boşluklar, rakibin ikinci dalga koşuları ciddi savunma problemleri oluşturdu. İtalya takımı bunları yaparken milli takım hiçbir şekilde reaksiyon veremedi istatistiklerdeki tek üstünlüğü topa sahip olma oranıydı onu da tehdide dönüştüremedi statik oyun ve tembel paslarla sadece topun kendisinde kalmasını sağlamaya çalıştı o kadar.
İkinci yarıya üç oyuncu değişikliği ile başlayan A Milliler hemen yarının başında Barış Alper ile golü bularak ümitlendiler ancak manzara bitmeden dördüncü golü kalelerinde gördüler ve umutlar tükendi. Her ne kadar milliler ikinci yarı daha iyi gözükse de burada İtalyanların skor avantajı rahatlığı da etkili oldu. Arda Güler ikinci yarı oyun kurulumu üzerinden inisiyatif kullanmaya çalışsa da tek kişilik bir hücum planı ne kadar etkili olabilir? Olmadı da sadece İtalyanları biraz geri koşturdu duran toplar kazandırdı o kadar. Maçın hikayesi milliler açısından maalesef böyleydi.
Oyun ve oyuncuların durumunu izah etmeye çalıştık gelelim kenar yönetimine.
Dünya kupası macerası hayal kırıklığı ile sonlanan tüm ulusal takımlar hoca değişikliğine giderken Montella’nın yerini koruması onun en büyük başarısı idi. Ancak o günden bugüne özür dilemenin bir de ben aslında başarısız değilim demekten başka bir icraatını göremedik. Milli takıma çağrılan / çağrılmayan oyuncular, ilk onbir tercihleri, geniş kadroya çağırılıp maç kadrosuna alınmayan oyuncular, forma adaleti, sahada oynanan oyunun bir türlü gelişmemesi, kadro istikrarı gibi konular tartışılsın ama özür dilensin devam edilsin. Sakın kimse sorumluluk almasın.
Sevgiyle kalın.