|
Tweet |
Futbol bazen planların, taktik tahtasındaki o soğuk çizgilerin çok ötesine geçer. Dün akşam Papara Park’ta izlediğimiz tam olarak buydu. 10 kişi kalan Trabzonspor tam da taraftarın istediği bir ikinci 45 dakika performansıyla, daha doğrusu inadıyla 1 puanı adeta yaşanan kaosun içinden kopardı aldı.
Bir yanda lig ikinciliği için nefesini rakiplerinin ensesinde hissettirmek isteyen bir Trabzonspor, diğer yanda İzmir’in sarı-kırmızılı inadını sahaya yansıtan dirençli bir Göztepe.
Sakatlıkların ve formsuzlukların zirve yaptığı bir dönemde Fatih Tekke önemli rotasyonlarla maça başladı. Ancak kurduğu ilk 11 evlere şenlikti. Geçen hafta 90 dakika oynayan ancak bu maç hiç süre alamayanlar ile geçen maç olmayıp bu maç ilk 11’de başlayanlarla ilgili sorular havada uçuşuyordu adeta.
Soruların net bir cevabı olmasa da tek net olan şey ilk 45 dakikada sahada Trabzonspor diye bir takımın olmadığıydı.
Maçın hikayesi aslında 32. dakikada Juan’ın golüyle başladı. Göztepe, deplasmanda oynamanın getirdiği tedirginliği üzerinden çabuk atmış, baskılı oyunuyla Bordo-Mavili defansın açıklarını kollamıştı. İlk yarı sona erdiğinde tribünlerdeki huzursuzluk, tabeladaki 0-1’lik skordan daha derindi. Çünkü Trabzonspor, sahasında sadece skor olarak değil, oyun olarak da geride görünüyordu.
Maçın kırılma noktası kuşkusuz Mustafa Eskihellaç’ın 42. dakikada gördüğü ikinci sarı kartla oyun dışı kalmasıydı. 10 kişi kalan bir takımın, Süper Lig’in en dinamik ekiplerinden biri olan Göztepe karşısında direnmesi zordur.
Ancak ikinci yarıya risk alıp Ouali’yi sahaya sürerek başlayan Fatih Tekke, maç sonu basın toplantısında o dürüstlüğüyle itiraf ettiği gibi; taktiksel bir disiplinden ziyade bir "kaos" istedi.
İkinci yarıda izlediğimiz Trabzonspor, belki sahaya eksik çıktı ama sahaya karakter koydu. Eksik kalmanın verdiği o "kaybedecek bir şey yok" duygusu, Bordo-Mavili oyuncuları daha hırslı bir mücadeleye itti. Göztepe ise bir kişi fazla olmanın avantajını skoru perçinleyecek ikinci gole dönüştüremeyince, futbolun o yazısız kuralı işledi: Atamayana, uzatmada atarlar.
Dakikalar 90+3’ü gösterdiğinde, bir korner organizasyonu sonrası Umut Nayir’in vuruşuyla ağlara giden top, sadece bir beraberlik golü değildi. Trabzonspor’da ilk kez gol sevinci yaşayan Umut Nayir’in kaydettiği o gol, 10 kişiyle verilen mücadelenin, sahadaki o "kaotik" direncin bir ödülüydü. Trabzonspor, galibiyeti kaçırmış olsa da, ligin bitimine iki hafta kala üçüncülüğü garantileyerek sezonun en azından bu kısmını huzurlu kapatmayı başardı.
Sonuç olarak; Trabzonspor için bu beraberlik, ikincilik yolunda bir kayıp gibi görünse de, 10 kişiyle sergilenen bu geri dönüş ruhu önümüzdeki hafta oynanacak Beşiktaş derbisi ve ardından Gençlerbirliği ile oynanacak olan Ziraat Türkiye Kupası Yarı Final maçı öncesi camiaya moral aşıladı. Futbolun güzelliği de burada; 90 dakika bittiğinde sadece puanlar değil, sahadaki mücadele akıllarda kalıyor.
Maçın hakemi berbat bir yönetim sergilerken, Türk hakemlerinin Dünya Kupasında neden olmadığının cevabını veriyordu adeta.
Kalın sağlıcakla…