|
Tweet |
Trabzonspor bu maçta yine tanıdık bir tablo sundu: Merkezde, ceza sahası yakınında, çevresinde dikine pas yok, ikiye birler yok, oyun sürekli kenara yıkılıyor. Merkez üretmeyince kenar ortaları da anlamını yitiriyor. Orta sahada Folcarelli’nin yokluğu net hissedildi. Kemen ve Umut’un enerjisi ve doğru yer tutuşu, Trabzonspor’un merkez etkinliğini ciddi biçimde azalttı. Artık neredeyse tükenme aşamasına gelmiş ama hala savaşmaya çalışan bir Nwakaeme tarafına aşırı yük binince, Zubkov’dan beklenen katkı da gelmeyince hücum setleri tek yönlü ve tahmin edilebilirlikten uzak kaldı. Merkezden beslenemeyen oyun, baskı kurma ihtimalini de ortadan kaldırdı. İki takımın da risk almayan, doğru ama cesaretsiz oyunu beraberlik havasını uzun süre sahada diri tuttu. Ta ki Lovik hamlesine ve ardından Mustafa Eskihellaç’ın o ezberi bozan cesaretine kadar. Hat kırdı, sürekli de denedi zaten ve golü de hazırladı resmen. Trabzonspor adına maçı arayan, isteyen tek oyuncu oydu.
Hâlâ umut var
Bunun dışında Trabzonspor’un gol atabilecek bir görüntüsü bence yoktu. Klasik ilk yarı oynadılar yine, klasik gol arama yöntemleri vardı yine ve klasik koruma refleksi bolca... Bu seferde yetmedi geçen hafta gibi. Son bölümde, sezon başından beri kurulan tatlı hayaller bir kez daha başka matematiklere kalmış oldu. Şampiyonluk umudu olan takımın yiyeceği gol değil bunlar. Dakikalar değil bunlar. Bu maç aslında sezonun da özeti gibiydi. Kendini tekrar eden bir oyun, ezber mi yoksa kabullenme mi belli değil. Hedefe ulaşılmış gibi bir rahatlık var ama izleyen için bu yetmiyor. Seneye çok farklı şeyler sunulmak zorunda. Hâlâ birkaç maçı var. Hâlâ umut var. İkramlar var. Ama bu oyunla ikramlara karşı ikramlar olma ihtimali de var.