Dün akşam misafir ettiğimiz Çaykur Rizespor'u temposuz ve edilgen bir mücadele sonunda tek golle mağlup ederek harbiyeden serimize bir halka daha ekledik.
Bu maç özelinde zaten bir coşku ve temaşa beklemiyorduk. Çünkü Trabzonspor bir efsanesini, Fatih Hoca iş arkadaşını, yardımcısını, futbolcular hocalarını kaybetmenin ağır travmasını yaşamış, yaşamaya devam ediyor haldeydiler.
Orhan Hocamıza yüce ALLAH’tan rahmet ailesine, sevenlerine ve camiamıza başsağlığı diliyorum.
Tabi ki futbol yüzde yüze yakın oranda insani unsurlar içeren bir organizasyondur. Dolayısıyla moral motivasyonu yerlerde bir topluluğun aldığı bu galibiyeti elbette önemsiyoruz, tebrik ediyoruz.
Statta neden Rizespor seyircisi olmadığını anlama ve onaylama güçlüğü yaşıyorum. Aynı iş yerinde çalışan, aynı otobüse binen, aynı pazardan alışveriş yapan, aynı plajda denize giren, aynı enstrümanla horona başlayan, aynı sokaklarda sevdalık yapan iki komşu ve kadim şehrin insanları bir arada futbol izleyemiyorsa sözün bittiği yerdeyiz. Ne oluyor beyler, yetkililer, ulemalar! Ya bir yol bulun ya yol açın gerçek sporseverlere, liyakatlere.
Ekibimiz, Rizespor karşısında belki de sezonun negatif elleriyle dolu bir doksan dakika yaşadı. En az isabetli şut, gol pozisyonu, gol beklentisi, isabetli orta, rakip ceza alanında topla buluşma vb. istatistikler seyir zevkimizi ve heyecanımızı krize soktu dersek abartmış olmayız.
Ha bu arada rakibimize iki cılız kafa şutu dışında pozisyon vermedik. Bu açıdan rakibe en az pozisyon verilen maçımız da olabilir dün geceki randevu.
Batagov’un gerek savunma gerekse hücum katkılarını çok aradık, arayacağız bundan sonra da. Onun eksikliğinde defanstan çıkışlarımız Rizespor’un yaptığı ön alan presine takıldı çoğunlukla. Fatih Hoca, gerek uzun paslarla, gerek kısa sprintlerle, gerek öne koşularla takımı ikinci/üçüncü bölgeye taşıyan Batagov’un yokluğunda yeni çareler üretmek zorunda. Herkes Rizespor kadar centilmen davranmaz.
Takımımız ön alan futbolcuları içinde topa basabilme, bir iki saniye duraklayabilme ve o arada kafayı kaldırabilme karakteri olan sadece Zubkov var. O sebeple hücum aksiyonlarımız ve opsiyonlarımız için Ukraynalının sahada olması şart. Nwakaeme bu işin piri ama artık halı sahalarda devam edebilecek fiziki donanıma geriledi. Yaz transfer tescil döneminde Zubkov benzeri bir merkez orta saha bir de sol ön futbolcu kadroya dahil edilmeli kesinlikle.
Maçın hakemi statta en az beş bin kişinin tribünde gördüğü kırmızı kartı göremedi ya şaşkınım. Tempo olarak her iki takımdan birisinin yardımcı hocasının dahi yönetebileceği maçta Folca’ya atılan sert taban darbesini görememek ayıptır Hocam ya!
Trabzonspor’umuzun bu sezonki kadro kalitesi, kalibresi, aldığı skorlar, topladığı puanlar, oyun organizasyonu tepki çeşitliliği yarattı taraftarlarımız arasında ve spor kamuoyunda.
Popüler tepki Fatih Hoca’nın bu kadro darlığı ve kalitesi ile çok başarılı olduğu, kendisinden kat kat fazla bütçeli takımlarla rekabet edebildiği yönünde tecelli ediyor.
Peki, analiz edilmesi gereken bazı olgular atlanıyor mu acaba? Daha geniş, daha pahalı ve daha yıldız futbolculara sahip olmak, onları antre etmek, yönetmek, motive etmek, hedefe sevk etmek çok daha kolaymış algısı bence tartışmalıdır. Böyle bir kadroyla Fatih Hoca’nın bugünkü puan ve sıralamayı tutturabileceğinin garantisi yoktur.
Özetle Fatih Hoca takımla büyümeli, gelişmeli, desteklenmeli ve devam etmelidir...