Ligin ikinci perdesini İzmit’te açan Trabzonspor, biraz ev sahibi kramponların beceriksizliği biraz da şansının yardımıyla üç puanın sahibi oldu.
Oyun bu kadar vasat ve temposuz, temaşasız ve heyecansız olunca bahanelerin hükmü güçsüz kalıyor, kalacaktır.
Yoksa ağır meteorolojik şartları, Ounachu ve Oulai’nin Afrika serüvenini, transfer keşmekeşlerini, Zubkov ve Mustafa’nın nekahat sürecinden erken ayrılmalarını ve normal aktivitelerinin uzağında kalmalarını büyük harflerle yazar yetmezse kalın çizgilerle çizerdim altlarını.
Hem kendimi avutur hem bordo mavi yürekleri, ümitleri oyalardım belki ama nafile.
Ounachu dışında en majör kadroyla sahneye çıkan takımımızın gerek fizik kondisyon, gerek taktik disiplin, gerekse moral motivasyon olarak lige hazır olmadığını net olarak gördük.
Bu kadar çok ve basit top kaybı, konumlanma acemiliği ile ne akıcı bir aksiyon ne de yakıcı bir üstünlük kurulamaz hiç bir rakibe.
Fatih Hocanın sezon başından itibaren dillendirdiği hiç bir parametrede pozitif ilerleme sağlanamadığını maç sonu yine duyduk kendisinden.
İyi de hocam ya sende bir sıkıntı var ya ekibinde. Sen göreve başladığında yeni doğmuş çocuklar emekledi, konuştu, yürüdü ve Papara’ya maç izlemeye geliyorlar. Bizim takım hala emekleme evresinden çıkamıyor.
Mevzu Fatih Hocadan açılmışken devam edelim. Maç önü ve sonu değerlendirmeleri küçük çaplı facialar barındırmaya devam ediyor.
Bu defa Muçi’yi attı kamuoyuna karga tulumba. Neymiş on numara daha farklı aktiviteler gerektiriyormuş. Bu doğru. Keşke Muçi sekiz gol atma yerine sekiz asist yapabilseydi. Lakin bunu Muçi’ye söyleyen hocamız bize ne diye söylüyor ki? Resmen dedikoduya girer bu demeç ve futbolcunun motivasyonunu da düşürür aidiyet hislerini de.
Nasıl yeni stoperin çok iyi performans gösterdiği yalanını söylüyorsa diğer oyuncularıyla ilgili de daha dikkatli sözcükler içeren cümleler kurmalıdır. Bir nevi futbol politiğini öğrenmeli ve kullanmalıdır. Kendisine sorulan her soruya cevap verme zorunluluğu yok çünkü. Bir yanlışın birçok doğruyu heba ettiği nadir sınavlardan biridir futbol antrenörlüğü.
Yeni transferimiz Nwaiwu’yu seyredince huzurum kaçtı resmen. İlk maç, ikinci maç gibi sığ bahanelere de açık kapı bırakmak gerekir elbette. Ancak bu kadar hantal ve savruk defoyu ne gizlemek mümkün ne de kısa vade de tamir etmek. Yazdık, söyledik, diledik ki çabuk bir stoper bulun diye. Örnek verdik Edgar gibi Davinson gibi diye. Nwaiwu uzun boyu ve savunma sertliği dışında ancak savunma ağırlıklı sistemler de yani küçük takımlarda hacim avantajı sağlayabilir. Pek zannetmem ama umarım ben yanılırım. Bir stoperin bir sezonda yapacağı kadar bireysel hatayı bu maça sığdırdı ya daha ne diyeyim. İnşallah Saviç ve ya Baniya inşallah erken döner.
Transfer edildiği iddiasındaki sol bek Lovik de takımımızın ihtiyaçlarıyla örtüşmeyen hasletlere sahip gibi duruyor. Bizim atletik ve defansif yönü güçlü bir beke ihtiyacımız varken Mustafa gibi hücumcu ve savunma zaafiyetleri istatistiklere yansıyan bir tercih var ortada. Neyse bekleyelim artık.
Folca, Batagov ve Pina’yı ortaya koydukları karakter nedeniyle, Muçi’yi son dakika füzesi için tebrik ediyorum. Oulai bazen de basit oynamayı öğrenirse sahada daha diri ve uzun kalarak verimini, kariyerini ciddi manada artırabilir.
Saha da çok kötü iki adam vardı. Biri Olaigbe diğeri maçın hakemi. Trabzonspor bu sol açıktan TFF bu ümitsiz düdükten bir an önce kurtulmalıdır...