escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Cemal YILDIZ

facebook-paylas
REKLAMLARIN HAYATIMIZA ETKİLERİ
Tarih: 17-05-2026 10:42:00 Güncelleme: 17-05-2026 10:42:00


Reklamların hayatımızdaki yerinin küçümsenmeyecek kadar büyük olduğunu hepimiz biliyoruz. Eskiden “İyi malın reklamı olmaz” diye bir söz vardı; ancak o dönem artık geride kaldı. Günümüzde reklamsız ürün satmak neredeyse imkânsız hâle geldi.

Yediğimiz yiyeceklerden giydiğimiz kıyafetlere, hatta sağlık konusunda bile karşımıza çıkan reklamlar hayatımıza yön veriyor. Öyle bir noktaya geldik ki, bir arkadaşınızla tatilden bahsetseniz, birkaç dakika sonra telefonunuzda tur reklamları çıkmaya başlıyor. Bu durum artık hepimizin yaşadığı sıradan bir olay hâline geldi.

Böylece insan, hiç planlamadığı bir geziye çıkabiliyor ya da aklında olmayan bir arabayı satın alabiliyor. Kısacası reklamlar artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuş durumda.

Geçtiğimiz günlerde Anneler Günü dolayısıyla bir beyaz eşya firmasının hazırladığı reklam oldukça konuşuldu. Biz de bu reklama yönelik düşüncelerimizi görsel bir paylaşım ile dile getirmiştik. Reklamın ana temasının Anneler Günü olmasına rağmen, izleyicinin karşısına çocuklar yerine köpeklerin çıkarılması dikkat çekiciydi.

Şimdi buna bir yenisi daha eklendi. Bu kez büyük bir araç reklamında yine bir aile ortamı yerine üç köpeğin araca bindiği sahneler kullanıldı.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, Müslüman Türk aile yapısının değerleriyle oynandığını düşünüyoruz. Üstelik bu tür senaryolar toplumun belli bir kesimini de etkilemiş durumda.

Aynı reklamların Avrupa versiyonlarında ise köpekler yerine çocukların ön plana çıkarıldığını ve güçlü aile yapısının teşvik edildiğini görüyoruz. Son dönemlerde Avrupa’da vizyona giren aile filmlerine baktığımızda da üç çocuklu, dedeli ve anneanneli geniş aile yapılarının özellikle işlendiği dikkat çekiyor.

Avrupa, nüfusunun giderek azaldığını fark etti ve buna çözüm arıyor. Hatta çocuk sahibi olan ailelere çeşitli teşvikler sağlıyor.

Peki ya biz?

Biz ise evlerde kedi ve köpek beslemeyi, onlarla aynı ortamda yaşamayı adeta modernliğin göstergesi gibi görmeye başladık. Böylece hayvanlar, aile hayatımızın merkezine yerleşmeye başladı.

İki kişinin yıllar sonra karşılaştığını düşünelim:

— Ben evlendim.
— Öyle mi, ne zaman?
— Beş yıl oldu.
— Maşallah, çocuk var mı?
— Yok, daha erken olduğunu düşünüyoruz. Ama bir “minnoşumuz” var, o bizim her şeyimiz.

Burada “minnoş” denilen şey bir köpek.

Beş yıllık evlilikte hâlâ çocuk sahibi olunmaması artık toplumda sık karşılaşılan bir durum hâline geldi. Türkiye’de evlilik yaşı otuzlu hatta kırklı yaşlara doğru ilerliyor.

Bu durumun, aile yapısını korumak adına ciddi şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

Ayrıca çocukların izlediği çizgi filmlerde sürekli kedi ve köpek figürlerinin ön plana çıkarılması da dikkat çekicidir. Çünkü çocuklar izledikleri karakterlerden etkilenir ve bu durum onların bilinçaltına işler.

Pinokyo, Keloğlan ve daha nice kültürel kahramanlarımız varken; neden sürekli aynı hayvan figürleri ön plana çıkarılıyor, bunu sorgulamak gerekir.

Son söz olarak ilgili kurumlara çağrımızdır: Bu konu üzerinde ciddi şekilde durulmalı ve aile yapısını koruyacak çalışmalar bir an önce yapılmalıdır.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI