Bir tarafta transfere milyonlarca Euro harcayıp şampiyonluk mücadelesini şansa bırakmayan Fenerbahçe, diğer tarafta futbolcularına gelen sözde transfer teklifleriyle çaka satan Trabzonspor.
Maçın başında tribünleri tamamen doldurup Trabzonspor’dan galibiyet bekleyen taraftarların coşkusu takdire değerdi.
Maç başladığında Fenerbahçe kalitesi ve iyi organize olmasıyla bu maçı alacağım der gibiydi.
Trabzonspor’u önde baskı kurarak hataya zorlayıp bir an önce maçı koparmak istiyordu.
Trabzonspor ise tutuk başladığı maçta uzun topla bir anda öne geçti ancak oyun hiç ümit vermiyordu, nitekim çıkarken kaptırdığı topla Fenerbahçe beraberliği sağladı.
Trabzonspor hiç bir zaman ortak olmadığı oyunda önce yenik duruma düştü devamında yine hasbelkader Onuachu ile beraberliği sağladı.
İkinci yarıda değişen bir şey yoktu; Fenerbahçe yine ayağa hızlı oynayarak güle oynaya 3-2 öne geçti bu dakikadan sonra maçı artık Fenerbahçe kazanmış maçın bitmesini bekliyordu.
Bu maçın genel özeti.
Gelelim asıl meseleye Trabzonspor transfer politikası ile bir tercih yaptı; artık benim rakibim Galatasaray ve Fenerbahçe değil, ben bu kadro ilk iki hariç diğer dört takım arasında kendime bir yer bulurum diye düşündü.
Mantık olarak doğru olsa da bu fikri kabullenip Trabzonspor’un sahada Fenerbahçe’ye ezilerek kaybetmesini bu taraftar hak etmiyor.
Futbolda kalitenin ne kadar önemli ve öncelikli olduğu yediğimiz gollerin hazırlanmasında gizli. Asensio ve Talisca’nın akıllı pasları maçtaki kaliteyi gözümüze soktu.
Burada o suçlu bu suçlu diye yazmanın sonuca bir etkisi yok.
Başta başkan Ertuğrul Doğan ve bu kadronun oluşmasına sesini çıkarmayan Fatih Tekke bu tablonun baş sorumlusudur.
Bu saatten sonra alınacak sonuçların ve elde edilecek derecenin çok da bir önemi yok.
Artık taraftar stada gelmiyor diye bir serzenişin de haklılık payı kalmamıştır.
Bu takımın gelişmesini beklemek şampiyonluğa oynayacağını düşünmek abesle iştigaldir.
Şu iyi oynadı bu kötüydü demek doğru değil ancak Trabzonspor’da kaleci yok, kanatlar yok, kadro yetersiz.
Maçı Bitlis Güroymak Öğretmenevinde arkadaş grubu ile izledik. Yunus Kamali hocam orijinal bir laf etti. Yazımızda kullanmayı uygun gördüm. “Şu Nwakeme’den bir yavru alamadık” dedi. Bence maçın özeti bu.
Fatih Tekke’nin saha kenarındaki çaresizliğine ve yetersizliğine hiç üzülmedim. Son on dakikada Saviç ve Okay’ı oyuna alarak neyi amaçladığını açıklarsa sevinirim.
Hakem her zamanki gibi eyyamcılığını sürdürdü ancak Fenerbahçe çatır çatır oynayarak galibiyeti fazlasıyla hak etti