|
Tweet |
Hikâyenin tam da bu bölümünde “kazanmasını bildi” ifadesi yardımına koşar takımların. Kötü oyuna yazılan üç puan sezon sonuna güzel şeyler atfeder hep! Trabzonspor’un Gaziantep karşısındaki galibiyeti de böyle okunmalı. Adeta heba edilen ilk 45 dakika; soyunma odasına giderken doğru oynanan birkaç dakika ve Saviç’in golüyle güzelleşti. İkinci yarıda oyunu istediği yere taşıyıp farkı açabileceği bir kapı aralandı. Ancak beklenen ritim gelmedi. 61’de mükemmel bir Muçi yapımı gol daha geldi. Folcarelli hamlesiyle başlanan ikinci yarı aslında akışı da dengeyi de belirledi. Muçi’nin mükemmel golünden sonra ise maç tamamen skoru idare etme mesaisine dönüştü. Gaziantep, kazanmaya muhtaç bir takımın mücadelesini gösterdi. Trabzonspor ise Avrupa dahil bu yoğun fikstürde kazanma alışkanlığını korurken Rize’den sonra taşıdığı yorgunluğu da sahaya yansıttı.
İhtiyaç listesi...
Bu karşılaşma devre arasının transfer politikasına da ışık tuttu. Dju ve Aral’ın yokluğunda onların yerine oynayanlarla aynı oyunu üretmenin mümkün olmadığı görüldü. Hücumun iki önemli aktörü olmayınca tempo, hız ve ritim de eksildi.
Thomas Reis, hamleleriyle kulübenin imkânlarını da sınırlarını da vitrine çıkardı. Bir anlamda ihtiyaç listesini sahaya yazdı. Yönetimin bu mesajı aldığını düşünüyorum.
Birkaç gün sonra zorlu bir Avrupa maçı daha var. Bu ligde her galibiyetin kıymeti, iki kulvarın yüküyle birlikte düşünülmeli. Futbol az, mücadele var. Kaybetmeme iradesi ve kazanma alışkanlığı var. Bu döneme bir “periyodik bakım” haftası gözüyle bakmak gerek. Yeter ki kazanırken alınan dersler unutulmasın. Ders çok, oyun az, üç puan cepte... Bereket versin!