Bazı oyuncular vardır tepeden tırnağa futbolcudur ancak ne etliye karışır ne de sütlüye karışır.
İşte Muçi öyle bir futbolcu... Maçta iki kritik vuruşu var birisi kaleci ile karşı karşıya kalecinin ayağının ucundan dönüyor diğeri de maçın uzatma dakikalarında skoru getiren Muçi’ze vuruş ve gol.
Selçuk İnan “Muçi’ye gol attırmayacağız” diyordu ancak o bile Muçi’ye engel olamadı.
“Trabzonspor bugün ne oynadı?” diye sorarsanız hiçbir şey dilebilirim ancak alınan 3 puan Muçi’ze ötesi…
Fatih Tekke’ye ve Trabzonspor’a Allah ‘yürü ya kulum’ dedi herhalde ki hiçbir şey ortaya koymadan Kocaeli’nden üç puanla dönüyoruz.
Trabzonspor’un bir oyun şablonu yok, topu alan en yakınındakine veriyor ve onun ne yapacağını bekliyor. Bütün maç bu şekilde devam etti.
Sağ bek yok, sol bek yok alınan stoper ağır, kanatlar arızalı, her şeyden önemlisi takımın beyni yok. Bu şekilde hakikaten mucize sonuçlara imza atıyoruz.
Sahada iki takımı tanımayan birisine ‘büyük takım kim’ diye sorsanız çoğu kişi Kocaelispor ‘u gösterir.
Trabzonspor sırf topa sahip olacağım diye o kadar pozisyon harcıyor ki inan anlamakta zorlanıyorum.
Yediğimiz golde biz korner atarken gereksiz paslaşmadan topu kaptırıp hiç olmayacak pozisyonda gol yedik.
Top rakibe geçince Zubkov, Olaigbe, Augusto ve Muçi hiç oyunda yok dolayısıyla bütün yük orta saha ve defansa kalıyor.
Rakiplerin her atağı gol pozisyonuna dönüşüyor.
Onuachu’nun eksikliğinde rakibi tehdit edecek bir futbolcu olmayınca her maç mahkum oynuyoruz.
Transfer sezonunun bitmesine yaklaşık 15 gün var. Bu sürede takıma acilen hızlı bir stoper, acilen bir sol bek, yine çok acil bir şekilde agresif bir altı numara, hepsinden önemlisi takımı yönetecek bir beyin lazım. Bu eksiklikler giderilirse rahat maçlar seyretme imkanımız olur.
Hakem konusunu adet yerini bulsun diye yazıyorum.
Trabzonspor kötüydü ancak maçın en kötüsü hakem oldu diye düşünüyorum…